İSTANBUL DEPREMİNE HAZIRLIK
   
     Muhtemel İstanbul Depremine Hazırlık ile ilgili bu öneriyi 1999 Marmara Depreminden bir sene sonra yani 2000 yılında yazıya dökmüştüm. Bu fikrimi o dönemde çeşitli toplantılarda dile getirmiştim. Aşağıdaki yazı 08.03.2007 tarihinde tarafımdan dikkatlerini bu konuya çekmek üzere o dönem görev yapan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanına ve diğer tüm İlçe Belediye Başkanlarına iadeli–taahhütlü mektup şeklinde gönderilmiştir.
   
     Son günlerde bazı belediye başkanlarımızın muhtemel İstanbul depremi ile ilgili olarak basında yer alan "çok endişe ediyorum, uykularım kaçıyor, bu konuyu düşünmek bile istemiyorum" gibi beyanlarını görüyorum. 1994 den beri muhtarlık görevi yapan bir İstanbul’lu olarak 2000 yılında bu konu ile ilgili çözüm olarak önerdiğim ‘imar durumlarını yenileme ile İstanbul’un eski binalarının yenileme‘ özetli yazımı sizlere iletmek istiyorum.
   
     Yıllardır katıldığım onlarca toplantı da dile getirdiğim bu öneri o dönemlerde bu Ankara’nın yapacağı bir iş, aşırı nüfus yoğunluğu yaratır, vb mazeretleri ile dikkate alınmamıştı. Şimdilerde bazı belediye başkanlarımızın bu önerimi yüksek sesle konuşuyor olması beni mutlu ediyor. Bu gün geldiğimiz noktada beklenen İstanbul Depremi ile ilgili hiçbir şey yağılmadığını, 1999 yılı Marmara Depremi sonrası günümüze kadar geçen yılları kaybettiğimizi görüyoruz. İstanbul’da hemen hemen tümü deprem sonrası yapılacak işleri kapsayan arama-kurtarma birimleri kurma, afet merkezleri oluşturma vb. çalışmaları dışında hiçbir ciddi çalışma yapılmamıştır.
   
     İstanbul’un tüm belediye başkanlarını göreve çağırıyorum. Kaybedecek bir gün bile kalmamıştır.
   
     "Bizim yetkimizde değil" mantığı muhtemel İstanbul depreminden sonra oluşacak tabloda vicdanlarınızı rahatlatmaya yetmeyecektir. Tüm belediyeler iş birliği yaparak bu sorunu çözmek üzere gerekli imar değişikliklerinin yapılmasını yasaların çıkmasını sağlamalıdır.
   
     Unutmayalım ki böyle duyarsız kalırsak gelecekte "ne yönetilecek ne de yaşanacak bir İstanbul kalacak"
   
     Dikkate alınması dileğiyle...
   
  Ersoy UĞUR
  Acıbadem Mah.Muhtarı
   
· İSTANBUL DEPREME NASIL HAZIR HALE GELİR ?
   
     İstanbul'u etkileyecek olan depremin zamanını bilmiyoruz. Bildiğimiz tek şey ise Deprem gerçeğini hepimize öğreten 1999 yılında yaşanan depremlerin üzerinden 7-8 sene geçtiği yani İstanbul’u etkileyeceği söylenen depreme 7-8 sene daha yaklaştığımızdır.
   
     Beklenen İstanbul depreminin yaklaşık 2 dakika kadar sürebileceği, 10.000 civarı binanın yassı kadayıf tabir edilen şekilde yıkılacağı, 100 bin civarı binanın ciddi hasar göreceği, yaklaşık 100.000 insanın öleceği, yüz binlerce kişinin yaralanacağı, bazı köprü ve viyadüklerin yıkılabileceği, ulaşımda ciddi sıkıntıların yaşanacağı ve bu depremin ülkemize maliyetinin yaklaşık 100 milyar dolar olacağı tahmin edilmektedir. Bu da karşı karşıya olduğumuz tehdidin ne kadar büyük olduğunu göstermektedir.
   
     Çevremize baktığımız zaman deprem ile ilgili birçok çalışma yapıldığını görüyoruz. Afet merkezleri, arama-kurtarma ekipleri kuruluyor, deprem konteynırları konuyor, enkaz altından kişi kurtarmaya yönelik tatbikatlar, eğitimler yapılıyor, seminerler düzenleniyor vb. Bu çalışmaların ortak noktası deprem sonrasına yönelik çalışmalar olmasıdır. Burada amaçlanan deprem sonrası karşılaşacağımız şartlara hazırlanmaktır. Bu tür çalışmalara hiç bir itirazımız yok. Ancak muhtemel İstanbul depremi ile ilgili çalışmaların çoğunluğunun deprem sonrası faaliyetlere yönelik olması çok büyük bir yanlıştır.
   
     2004 yılında Konya'da yıkılan çok katlı bir tek binanın kurtarma çalışmaları adeta bizi uyarır nitelikte idi. Bina enkazında ülkemizin en gözde en mahir ekipleri, uzman kişiler çalıştılar ve ihtiyaçtan daha fazla ekip görev başında idi. Bu çalışmalarda her türlü iş makinesi kullanıldı. Ancak 10 günü aşan bir çalışma ile enkazdaki çalışmalar tamamlanabildi. Bu vakada yıkılan tek bir bina, buna karşın profesyonel çok sayıda ekip vardı. İstanbul’u etkileyecek muhtemel deprem sonrasında binlerce binanın yıkılacağı öngörülüyor. Bu da Konya'da yaşananların binlerce katının yaşanacak olması anlamına geliyor.
   
     Bu karamsar ama gerçek tablo gösteriyor ki biz depreme yönelik çalışmalarda deprem öncesi önlemlere ağırlık vermeliyiz. Amacımız, deprem sonrasında baş edebileceğimiz sayıda yıkık bina olmasını sağlamak olmalıdır.
   
     Bu gün 1998 yılı öncesi yapılmış binalarda oturanların tümüne yakını deprem konusunda ciddi endişeler taşıyor. Zira bu tarihten önce yapılan binalar o dönemki standartlara harfiyen uyularak yapılmış da olsalar 1998 yönetmeliğine göre standardın altında kalmaktadırlar. Bir başka deyişle 1998 yılı deprem yönetmeliği ile inşaat standartları yeniden tespit edilmiş, radyal temel, hazır beton, nevrülü (burgulu) demir kullanım zorunluluğu, perde beton gibi unsurlar ilave edilince ister istemez 1998 öncesi yapılan binalarda ikamet edenler binalarının standardın gerisinde kalması nedeni ile endişe içerisine düşmüşlerdir.
   
     Binaların tek tek taranarak durumunun tespitinin tahminlerdeki kötü durumun belgelenmesi dışında hiçbir faydasının olmadığı açıktır. Ayrıca bu çalışma çok büyük bir maddi kaynağın harcanması anlamına gelecektir. Zaten elimizde 1998 yönetmeliği öncesi ve sonrası şeklinde bilimsel bir kıstas mevcuttur.
   
     Binaların takviye edilmesi bilim adamları tarafından da çok uygun bir yöntem olarak görülmemektedir. Bu konuda yapılacak harcamaların bina yenileme amaçlı kullanılması çok daha mantıklı olacaktır.
   
     Bu binaların kamu gücü ile yenilenmesine Türkiye Bütçesinin bile yetmeyeceğini biliyoruz. Yasaklama ile binaları mühürleme ile de bir sonuç alınamayacağı açıktır.
   
· ÖNERİMİZ
   
1- Ülkemiz genelinde deprem kuşağı üzerinde bulunan yerleşim yerlerinin tümünde bir konut yenileme seferberliği ilan edilmeli.
   
2- Eski tarihlerde yapılmış, standart dışı özellikler taşıyan binaların bulunduğu bölgelerin imar durumları bu binaları yenilemeye yardımcı olacak şekilde yeniden düzenlenmelidir.
  İmar durumlarındaki düzenlemelere ilaveten depreme önlem olarak yıkılarak yenilenen binalara Bağlı oldukları Belediyeler tarafından aşağıda sıralanan destekler sağlanmalıdır.
   
* Yapı ruhsat vb. harçlardan muaf tutulması,
* Proje çizimi desteği verilmesi,
* Hafriyatın alınması ile ilgili destek verilmesi,
* Yapı Kontrol Hizmetinin belediyece ücretsiz verilmesi v.b destekler verilmelidir.
   
3- Yenilenecek tüm binalarda imar durumlarının düzenlenmesi tek başına yeterli olmayacaktır. Bu noktada daire sahiplerinin maddi katkıları da söz konusu olacaktır. İnşaatın maliyetini kısmen karşılamak için müteahhide ödeme yapılması, İnşaat süresince kiraya çıkma masrafının daire sahiplerince karşılanması, kabası tamamlanmış binanın iç işçiliğinin daire sahibince karşılanması gibi. Bu yolla da imar durumlarının yenilenemediği yada yeni imar durumlarının bile yenilemesini karşılayamayacağı binalarda kişilerin katkı sağlayarak güvenilir binalarda yaşayacak hale gelebilirler.
   
4- Bu projenin çok önemli diğer bir ayağı da gerekli kanuni düzenlemelerin yapılmasıdır. Günümüzde geçerli kat mülkiyeti yasası nedeni ile çok kötü durumda olan binalarda dahi bir kişinin onayı olmaması halinde bile hiçbir çalışma başlatılamamaktadır. Bu durumu aşmak üzere kanuni düzenlemeler yapılmalıdır. Mahkemelerimiz bu gibi durumlarda süratle sorunu çözecek kararlar alabilecek hale getirilmelidir.
   
· Önerimizin Yararları
   

*

Depreme dayanıklı konutlara kavuşmak, deprem sonucu ölümleri minimum düzeye indirmek.
   

*

Planlı yerleşim yerleri oluşturmak. (Yenilenen imar durumları ile geniş sokakların olduğu, yeterli otopark ve yeşil alanın bulunduğu yerleşim yerleri)
   

*

Şantiye haline dönecek şehirlerimiz günümüzün en büyük sorunlarından işsizliğin çözümüne ciddi katkı sağlayacaktır. (İnşaat sektörü ve yan sanayilerin etkileşimleri ile)
   

*

Yeni imar durumları ile geçmiş yıllarda unutulan, ihmal edilen yeşil alan, spor alanları, okul, sağlık ocağı vb. gibi ihtiyaçlara yer yaratılacaktır.
   

*

Bu tür planlı bir yapılanma çok sağlıklı bir altyapıyı da beraberinde getirecektir.
   
  Sonuç olarak ülkemizin en önemli gerçeklerinden olan ve dönem dönem çok sayıda insanımızın ölümüne sebep olan milyarlarca dolar zarara yol açan Deprem gerçeği ile ciddi bir mücadeleye girmeliyiz. Günü kurtarmaya yönelik çalışmalarla zaman kaybediyoruz. 2000 yılında çevremdekilerle paylaştığım bu çözüm yolu yetkililerce ele alınmış olsaydı önerdiğimiz türde bir çalışma 1999 depremleri sonrası ele alınarak 2001 yılı içerisinde başlatılmış olsa idi beklenen İstanbul depremine 6 yıldır hazırlanıyor olacaktık.
   
  Kaba bir hesapla İstanbul’un her mahallesinde bu tür teşviklerle 6 sene içerisinde 50 şer bina yenilenmiş olsaydı yaklaşık 45.000 bina depreme karşı güvenli hale gelmiş olacaktı.